
TASARRUF FİNANSMAN SÖZLEŞMELERİNDE TAHSİSAT GECİKMESİNDEN KAYNAKLANAN MUNZAM ZARAR TALEPLERİ MÜMKÜN MÜ?
GİRİŞ
Konut, çatılı iş yeri veya araç edinimine yönelik olarak akdedilen tasarruf finansman sözleşmelerinde, tasarruf finansman şirketlerinin tahsisat ödemelerini sözleşmede kararlaştırılan vadede yapmayarak temerrüde düşmeleri halinde, tüketicilerin/müşterilerin uğradığı zararların Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 122 kapsamında "munzam zarar" (aşkın zarar) niteliğinde olup olmadığının tespiti mümkün mü?
Tasarruf finansman sisteminin hukuki altyapısı, temerrüdün oluşma koşulları, enflasyonist ortamda paranın değer kaybının munzam zarar teorisindeki yeri, somut ispat şartları ve bu hususta emsal nitelikte olan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.04.2024 tarihli E. 2023/12, K. 2024/285 sayılı kararının analizi gerçekleştirilecektir.
TASARRUF FİNANSMAN SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE TAHSİSAT BORCU
Tasarruf finansman sözleşmeleri, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktöring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun 39/A maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Kanuni tanım uyarınca bu sözleşme; belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak, önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren faizsiz bir finansman sözleşmesidir.
Sözleşmenin en temel unsurlarından biri olan "tahsisat", 6361 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde tanımlanmıştır. Buna göre tahsisat; müşterinin tasarruf birikimlerinin ve sözleşme kapsamında taahhüt edilen finansman tutarının, müşterinin konut veya taşıt edinmesi amacıyla satıcı konumundaki üçüncü kişilere hesaben ödenmesidir.
Tasarruf finansman sözleşmelerinde müşterinin asli edim yükümlülüğü, tasarruf döneminde taksitleri ve organizasyon ücretini vadesinde ödemektir. Şirketin asli edim yükümlülüğü ise, sözleşmede kararlaştırılan tahsisat koşulları gerçekleştiğinde, belirlenen tahsisat tutarını müşterinin seçtiği konut veya aracın satıcısına ödemektir. Şirketin bu ödemeyi zamanında yapmaması, sözleşmesel asli edimin ihlali ve borçlu temerrüdü sonucunu doğurur.
TÜRK BORÇLAR KANUNU MADDE 122 KAPSAMINDA MUNZAM ZARAR VE ŞARTLARI
Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." Doktrinde ve yargı kararlarında "munzam zarar" veya "aşkın zarar" olarak adlandırılan bu müessese, para borçlarında borçlunun temerrüdü halinde alacaklının maruz kaldığı ve temerrüt faiziyle karşılanamayan zararların tazminini amaçlar.
Munzam zararın talep edilebilmesi için kümülatif olarak gerçekleşmesi gereken şartlar şunlardır:
Para Borcunda Temerrüt: Ortada temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte muaccel bir para borcu bulunmalı ve borçlu bu borcun ifasında temerrüde düşmüş olmalıdır.
Temerrüt Faizini Aşan Zarar: Alacaklının uğradığı somut zarar, yasal veya sözleşmesel temerrüt faizi oranı ile karşılanamayacak derecede yüksek olmalıdır.
Kusur Karinesi: Borçlu, temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat edemediği sürece zarardan sorumludur. Kanun, borçlunun kusurlu olduğunu karine olarak kabul etmiş, ispat yükünü borçluya yüklemiştir.
İlliyet Bağı: Borçlunun temerrüdü ile alacaklının uğradığı aşkın zarar arasında doğrudan ve uygun bir nedensellik bağı bulunmalıdır.
MUNZAM ZARARIN TEMEL UNSURLARI / TASARRUF FİNANSMAN SÖZLEŞMELERİNDEKİ KARŞILIĞI
Temerrüde Konu Borç: Şirket tarafından zamanında ödenmeyen tahsisat bedeli
Zararın Niteliği: Tahsisatın gecikmesi sürecinde konut/araç fiyatlarındaki fahiş artışlar
İspat Yükü (Zarar): Tüketici, gecikme nedeniyle uğradığı somut kaybı ispatlamalıdır
İspat Yükü (Kusursuzluk): Şirket, tahsisatı geciktirmekte kusuru bulunmadığını ispatlamalıdır
ENFLASYONİST ORTAMDA PARANIN DEĞER KAYBI VE MUNZAM ZARAR İLİŞKİSİ
Yargıtay'ın munzam zarara ilişkin yerleşik içtihatlarında, yalnızca ülkede yüksek enflasyonun bulunması, paranın satın alma gücünün düşmesi veya döviz kurlarındaki artışlar tek başına munzam zararın varlığı ve ispatı için yeterli görülmemektedir. Yargıtay, davacının parayı zamanında alsaydı nasıl değerlendireceğini ve ne şekilde somut bir zarara uğradığını kendi özel durumu çerçevesinde ispat etmesini aramaktadır.
Ancak tasarruf finansman sözleşmelerinin doğası gereği, tüketicinin amacı soyut bir para elde etmek değil, o para ile belirli bir dönemde konut veya araç satın almaktır. Dolayısıyla, tahsisat ödemesinin geciktiği süreçte konut ve araç fiyatlarında yaşanan fahiş artışlar, doğrudan doğruya tüketicinin malvarlığında eksilmeye yol açmaktadır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2017/2800, K. 2021/1629 sayılı kararının karşı oy gerekçesinde de isabetle belirtildiği üzere; alacak zamanında elde edilmiş olsaydı malvarlığına katılabilecek olan "ev, araba vb." bir malvarlığı değerinin, fiyat artışları nedeniyle daha sonra satın alınamaz hale gelmesi, doğrudan malvarlığındaki somut azalmaya işaret eder.
Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2021/938, K. 2022/401 sayılı ilamında vurgulandığı üzere, munzam zarar asıl alacak ve temerrüt faizinden bağımsız bir tazminat alacağıdır. Bu nedenle, asıl alacağın (tahsisat tutarının) sonradan ödenmiş veya sözleşmenin feshedilerek birikimlerin iade edilmiş olması, temerrüt süresince doğmuş olan munzam zararın talep edilmesine engel teşkil etmez.
İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 25.04.2024 TARİHLİ KARARININ ANALİZİ
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.04.2024 tarihli E. 2023/12, K. 2024/285 (dosya içeriğiyle paralel olarak E. 2023/92, K. 2024/281) sayılı kararı, tasarruf finansman şirketlerinin tahsisat borcunda temerrüde düşmesinin hukuki sonuçlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Davanın Özeti ve Maddi Vakıalar:
Davacı tüketici, davalı tasarruf finansman şirketi ile araç edinimine yönelik bir sözleşme imzalamış, üzerine düşen peşinat, ara ödeme ve tasarruf taksitlerini zamanında ödemiştir.
Sözleşmeye göre tahsisat ödemesinin yapılması gereken tarihte davalı şirket ödemeyi gerçekleştirmemiş, müşteriye ertelemeler olduğunu bildirerek tahsisatı geciktirmiştir. Davacı, geciken tahsisat tutarı ile artık araç almasının imkansız hale geldiğini, paranın değer kaybettiğini belirterek sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş ve ödediği bedellerin iadesini talep etmiştir.
Mahkemenin Gerekçesi ve Hukuki Niteliendirme:
Mahkeme yaptığı yargılama sonucunda; davacının tahsisat tarihine kadar ödemesi gereken tüm taksitleri ve organizasyon ücretini eksiksiz ödediğini, davalı şirketin ise bu ödemeler sonrasında tahsisat yapması gerekirken edimini yerine getirmediğini tespit etmiştir. Mahkeme, davalı şirketin mücbir sebep iddiasına itibar etmemiş ve şirketin sözleşme gereği üzerine düşen finansman sağlama edimini yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü kabul etmiştir.
Hüküm ve Sonuç:
Şirketin temerrüdü üzerine davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğu, fesih nedeniyle davalının aldığı tüm edimleri iade etmesi gerektiği belirtilerek; davacının ödediği birikim taksitleri ile birlikte organizasyon ücretinin (çalışma bedelinin) de iadesine ve bu tutarlara dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi (avans faizi) uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu karar; tasarruf finansman şirketlerinin tahsisat ödemelerini geciktirmesinin açık bir sözleşmeye aykırılık ve temerrüt oluşturduğunu, tüketicinin bu nedenle sözleşmeyi haklı olarak feshedebileceğini ve şirketin organizasyon ücreti dahil tüm tahsilatları faiziyle iade etmekle yükümlü olduğunu tescillemiştir.
TAHSİSAT GECİKMESİNDE SOMUT İSPAT VE DELİL UNSURLARI
Tasarruf finansman sözleşmelerinde geciken tahsisat nedeniyle TBK m. 122 kapsamında munzam zarar talep edebilmek için soyut iddialar yeterli olmayıp, zararın somutlaştırılması zorunludur.
Davacı tüketicinin mahkemeye sunması gereken somut delil ve ispat unsurları şunlardır:
Satın Alınması Planlanan Malın Somutlaştırılması: Tahsisat tarihinde satın alınması planlanan konut veya aracın belirli olması gerekir. Bu kapsamda; satıcıyla yapılan yazışmalar (e-posta, WhatsApp), emlak/araç ilanları, proforma faturalar, ekspertiz raporları veya kapora ödemesine ilişkin dekontlar mahkemeye sunulmalıdır.
Tahsisat Şartlarının Tamamlandığının İspatı: Tüketicinin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiği, taksitlerini aksatmadığı, gerekli teminatları ve belgeleri şirkete teslim süresinden en az otuz gün önce sunduğu dekont ve yazışmalarla kanıtlanmalıdır.
Şirketin Temerrüdünün Belirlenmesi: Sözleşmede kararlaştırılan kesin tahsisat tarihi veya şirkete gönderilen ve tebliğ edilen ihtarnameler ile temerrüt tarihi net olarak ortaya konulmalıdır.
Fiyat Farkının Bilirkişi Marifetiyle Tespiti: Temerrüt tarihi (tahsisatın yapılması gereken tarih) ile fiili ödeme veya fesih tarihi arasındaki süreçte, hedef alınan konut veya aracın rayiç bedelindeki artış oranı bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir. Bu artış oranının, o dönem için işletilen temerrüt faizini aştığı matematiksel olarak hesaplanmalıdır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Tasarruf finansman sözleşmeleri, doğası gereği doğrudan konut veya araç edinimine endeksli sözleşmelerdir. Bu sistemde tasarruf finansman şirketinin tahsisat ödemesini geciktirmesi, sıradan bir para borcu gecikmesi olmayıp, tüketicinin hedeflediği malvarlığı değerine (konut/araç) ulaşmasını doğrudan engelleyen veya zorlaştıran ağır bir sözleşme ihlalidir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin güncel kararı ışığında, tahsisat borcunu süresinde ifa etmeyen şirketin temerrüdü sabit olup, bu durum tüketiciye sözleşmeyi haklı fesih imkanı tanımaktadır. Fesih halinde organizasyon ücreti dahil tüm ödemelerin avans faiziyle iadesi zorunludur.
Sözleşmeyi feshetmeyip aynen ifayı bekleyen veya geç ifa alan tüketiciler yönünden ise; tahsisatın geciktiği dönemde konut ve araç fiyatlarında yaşanan fahiş artışlar, temerrüt faizini fersah fersah aşan bir zarara yol açmaktadır. Tüketicinin satın almak istediği malı somut delillerle (ilan, yazışma, kapora, ekspertiz vb.) ortaya koyması ve aradaki rayiç değer farkını belgelemesi halinde, bu zarar TBK m. 122 kapsamında munzam zarar (aşkın zarar) olarak tasarruf finansman şirketinden hukuken talep edilebilir niteliktedir.